Kategori arşivi: Başarı Hikayeleri

dıe große Weıhnachtsparty an der Unı Anadolu


egazete haberi için buraya tıklayınız.

https://drive.google.com/file/d/1Vr5yDRo-WoR2Nc2FHP8gCqq4RfFaTMuO/view?usp=sharing

 

 

Reklamlar

Gözde Taşkın


Herkese merhaba, öncelikle o zamanlar çok farkına varamasak da bize öğrettiği her şey için tüm hazırlık hocalarına çok teşekkür ederim.

Ben de her şeye sıfırdan başlayanlardanım. Öyle ki adımı sorsanız bakıp kalacak belki de ne dediğinizi dahi anlayamayacak kadar kötüydüm. Biraz heyecan biraz korku ile başladığım hazırlık maceram o kadar da kötü gitmedi :).

Fark ettim ki yeni bir dil öğrenmek yeni bir dünyaya giriş yapmaktı, eğlenceliydi ve asla imkansız değildi.

Alışma sürecini atlattıktan sonra kelimeleri hızla öğrenmeye ve dağarcığımı geliştirmeye başladım. Cümle yapılarını öğrenirken de kelimelerle birlikte daha kolay cümleler kurabiliyordum. Tüm günümü ingilizceye ayırabilecek kadar boş vaktim vardı. Ama ben sadece ödevlerimi yapmakla yetiniyordum. Okulda can kulağıyla dinleyip akşam da sadece göz gezdiriyordum. Ansızın gelen quizler bizi sürekli çalışmaya her an tetikte olmaya zorlasa da bir süre sonra ona da alışmıştım ki zaten garip bir şekilde başarılı da oluyordum.

Başladığımdaki ben ile pre-int ben arasında dağlar kadar fark vardı. Sadece dersi dinleyip ödev yapmakla bu aşamayı kaydeden ben evde üstüne bir şeyler koysaydım çok çok daha iyi bir seviyede olurdum, eminim. Kurları takılmadan yüksek geçiyordum, quizlerim hep yüksek geliyordu portfoliomu da tamamlıyordum her şey yolundaydı ve

‘Ben iyiyim evet, çalışmadan da yapabiliyorum, kaptım ben bu işi’ dediğim intermediate kurunda çakıldım.

Arkadaşlarım yoluna devam ederken ben kendime olan gereksiz güvenimden o kurda kalmıştım ve tekrar okumak zorundaydım. Yalnız kaldım, nerede yanlış yaptığımı düşündüm çünkü beginnerdan başlayan birinin kalması demek okulun uzaması demekti ve benim de öyle olmuştu. Tüm motivasyonum düşmüştü kendime olan güvenim kırılmıştı ama bir bakıma iyi de olmuştu. İngilizceyi yapabildiğimi düşünürken aslında bu işin o kadar kolay olmadığını çaba, emek, süreklilik gerektirdiğini asla vazgeçmemem gerektiğini ve ne olursa olsun kendimi yeterli görmemem ve geliştirmem gerektiğini anladım. Kaldığım kurda artık gün içinde de çalışıyordum sadece ödev ve okul değildi. Listening ve writing alıştırmaları, grammerde olan hatalarımı düzeltmeye çalışmak derken çok verimli iki ay geçirdim ve okul bitti.

Okulumun uzadığını, yeni döneme tekrar hazırlıkta başlayacağımı kabullenmeye çalışırken, o yıl yeni başlayanlarla birlikte hazırlıkta olan öğrenciler de hazırlığın başında yapılan sınava girebileceklerdi. Eğer başarılı olursa hazırlık bitmiş olacak olamazlarsa da o sınava göre belirlenen yeni seviyede (alt veya üst olarak bunu göze alarak girilecekti sınava) başlayabilecekti ve bu bence çok büyük bir fırsattı. Tabi ki de o sınava girecektim ve geçmek için elimden geleni yapacaktım.

Öyle de oldu koca bir yazı arkadaşlarımın tatil fotoğrafları ile kursta ingilizce çalışarak geçirdim.

Evet ben kursa gittim ama şart mıydı değildi sadece benim yol gösterebilecek birilerine ihtiyacım vardı gitmeden de  sıkı bir çalışmayla elde edilemeyecek hiçbir şey yok buradaki kilit nokta

‘istemek’.

Sınav günü o tatil fotoğraflarına baktığım arkadaşlarım ile sınava girdik ve onların arasından sadece kazanan bendim.

Evet o güneşli günleri feda etmiştim ama buna değdi.

Geçmişe dönüp baktığımda şimdiki düşüncelerimle, evet belki çok çok farklı olmazdı ama gün içinde boş oturmaktansa bir kitap okurdum, ödevlerle yetinmez üstüne sürekli bir şeyler koymaya çalışırdım ve böylece de kalmadan geçebilirdim.

Hazırlık çok güzelmiş arkadaşlar. Sürekli değişen ortam, o sınıfın havası, İki Eylül ulaşım çilesi ve birbirinden değerli hocalar geriye bakınca özlediğimi fark ediyorum. Şimdi 3. Sınıftayım İngilizce İşletme okuyorum ve o adını söyleyemecek durumda olan ben İngiltere’ye gitmeye hazırlanıyorum 🙂 Asla pes etmeyin sadece çalışın olmadığını görseniz bile daha çok çalışın ve hiçbir şeyin sizi alıkoymasına izin vermeyin.

Gözde Taşkın

Fatma Çiçek


Hazırlık okuluna dair hatırladığım en net şeylerden biri bir arkadaşımın “hocam apple ne?” sorusu. Böyle başladı benim için. Apple ne demek onu bile bilmeyen bir grup insan düşünün. Sayfalarının her bir yeri anlamı yazılmış kelimelerle dolu olan kırmızı bir kitap. Elementary seviyesinden önce beginner kitabını da gördük hatta.

Sonra kur atladıkça azaldı bilinmeyen kelimeler, karalanmadı önceki kadar sayfalar. Gözde büyüyen şeyler azaldı, küçüldü.

En alt seviyeden başlayarak hiç takılmadan bir senede bitirmek çok da kolay olmadı tabii, ki zaten kimse başlangıçta kolay olacağını iddia etmiyor. Ben o gün ne işlendiyse eve döndüğümde tekrar etmeye çalıştım çünkü dili kısıtlı zamanda öğrenmeye çalıştığınız için çok fazla bilgiyi aynı anda sindirmeniz gerekiyor.

Bu yüzden yaptığım tek şey dersi düzenli olarak derste anlamaya çalışmak ve tekrar etmekti.

Hocamın söylediği bir sözü de kulağıma hep küpe yaptım: “ Kendinizi İngilizce’ye gömün”. Benim elimden gelen buydu, en iyisini yapmaya çalıştım ve kalan kısmı da değerli hocalarım halletti.

Bu konuda uzman olmasam da kendimden yola çıkarak söyleyebilirim ki motivasyon çok önemli bir detay. Herkes gibi ben de zaman zaman çok yoruldum, sıkıldım ama çalışmayı hiçbir zaman tamamiyle bırakmadım. Ben de hala birlikte olduğum arkadaşlarım da elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Bazen tembellik ettiğimiz oldu ama bu süre hiçbir zaman çabaladığımız zamanı geçmedi.

Şu an Eskişehir’de 4. senem ve 3. Sınıf business administration öğrencisiyim. Son senemi İngiltere’de okuyacağım ve düşündüğüm zaman hazırlığa daha yeni başladım.

Herkesin idealleri, hayalleri vardır ya da hiç yoksa bile hazırlığı geçmek sizin için bir fayda sağlayacaksa ve bunu sizden önce kendi çabalarıyla başarmış sayısız insan varsa neden bunu siz de yapmayasınız ki?

Fatma ÇİÇEK

ECENUR GUVEN


”Merhaba, Ben Ecenur Güven. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesinde Sinema ve Televizyon öğrencisiyim. 2015-2016 yılı okul döneminde Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda hazırlık okudum. Hazırlık eğitimi benim bölümümde zorunluydu, yani belirli bir düzeyde dil bilmek gerekiyordu. Ki, bana kalırsa, hazırlık eğitimi bana zorunlu kılınmasaydı da ben hazırlık okumak isterdim.

“Dil öğrenmek demek, bir dilde bulunan kelimeleri bilip uygun gramere göre konuşmak demek değildir. Aynı zamanda bir kültüre tanıklık etmektir.”

“Bir dil bir insan” cümlesi hayatımda daima kulağıma küpe olmuş cümlelerdendir. Fakat bu cümle motivasyonu ne kadar artırırsa artırsın dil öğrenmek bambaşka bir olaydır. Dil öğrenmek demek, bir dilde bulunan kelimeleri bilip uygun gramere göre konuşmak demek değildir. Aynı zamanda bir kültüre tanıklık etmektir.Bir kültür ile özdeşleşmektir. Bu noktada hazırlık okuduğum için, özellikle Anadolu Üniversitesinde hazırlık eğitimi aldığım için çok memnunum.
Zor bir okuldu, çok fazla insanda bu okulun zorluğundan yakınıyorlardı ama yanılıyorlardı. Derslere düzenli gelen, derslere katılan, verilen ödevleri ciddi olarak yapan bir öğrenci için zor değildi.  Çünkü ödevler verilen derslerden bağımsız değil destekleyiciydi. Bunun yanı sıra sınavlarda sorulan soruların tamamına yakını hali hazırda derslerde işliyorduk. Farklı bir konu ile karşılaşılmıyordu.

“Öğretmenlerin kişisel olarak ilgilenmesi, sizin eksiklerinize göre verilen alıştırmalar, ya da oyunlar çok güzeldi.”

Öğretmenlerin kişisel olarak ilgilenmesi, sizin eksiklerinize göre verilen alıştırmalar, ya da oyunlar çok güzeldi. Hazırlık okuduğum için benim için çok eğlenceli bir dönemdi. Öğretmenlerin kişisel olarak ilgilenmesi, sizin eksiklerinize göre verilen alıştırmalar, ya da oyunlar çok güzeldi. Okul içerisinde belki de hiç tanışamayacağım insanlarla tanışmamı sağlaması da cabası. Hazırlık herkesin söylediği kadar uğursuz bir şey değil, hazırlık sadece dili rahatça öğrenebileceğiniz ve gözünüzün arkada kalmayacağı yer. Zorluğu ise hazırlık değil, dili öğrenmek. E, o da olsun o kadar!”