Kategori arşivi: Almanca Hazırlık

Tüm öğrencilerimize sınavlarında başarılar dileriz.


Yarın başlayacak olan 1. Ara Sınavında tüm öğrencilerimize başarılar dileriz! 

Ufak hatırlatmalar:

  • Sınav zamanından önce sınava gireceğiniz sınav salonunda hazır olun.

  • Yanınızda öğrenci kimliğiniz olsun. Nüfus kağıdınız, ehliyetiniz ve pasaportunuz da sınav için geçerli kimlik kartlarıdır. Hatırlatırız.

  • Telefonunuzu sınav başlamadan önce sınav gözetmenine teslim edin.

  • Sınav yönergelerine ve kurallarına uyun.

  • Sakin olun! Gereksiz yere heyecanlanmayın ve panik yapmayın. Şimdiye kadar bir çok sınava girdiniz, hatırlayın!  

    Ufak bir tavsiye:

    Aşağıdaki grafikler okul bloğumuzun haftalık bazında ziyaret edilme sıklığını ve en çok ziyaret edilen paylaşımları gösteriyor. Ekstra aktivite paylaşımları sınav öncesi haftada çok populer. Çok güzel. Bu aktiviteleri haftalık olarak yaparsanız anlamadığınız kısımlar için öğretmenlerinizden yardım alma fırsatınız olur. Ne dersiniz?

Screen Shot 2017-11-12 at 10.35.22 PMScreen Shot 2017-11-12 at 10.35.01 PM

Screen Shot 2017-11-12 at 10.45.22 PM

sınav haftası

Reklamlar

Sınıf Tekrarı ve Okul Terk Nedenleri


İki ay önce yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı 9. Sınıf Uyum Program Kitapçığında sınıf tekrarının ve okulu terk etmenin nedenleri vardı. Verilen nedenler lise çağındaki öğrencilerden toplanan veri kullanılarak ortaya çıkarılsa da üniversitedeki öğrencilerin de kendilerine pay çıkarabileceği noktalar olduğunu düşünerek sizlerle paylaşmak istedik. Sebeplere hızlıca bir göz attıktan sonra aşağıdaki sorulara verdiğiniz cevapları bir düşünün dilerseniz.

SINIF TEKRARI NEDENLERİ 

Ders alışma alışkanlıklarının olmaması % 59
Okulda ilgi duyulan etkinliklerin olmaması % 20
Öğretmen ile ilişkilerinde sorun yaşanması % 14
Yönetici ile ilişkilerinde sorun yaşanması % 10
Okula uyum sağlayamaması % 08
Kendini okulun bir parçası olarak görmemesi % 07
Kendini okulda güvensiz hissetmesi % 06
Öğrencilerle sorun yaşaması % 06

OKUL TERK NEDENLERİ

Başarısızlık % 37
Okulu sevmeme % 28
Öğretmenle ilişkilerde sorun % 05
Okula uyum sağlayamama % 04
Okul kurallarını bilmeme % 04
Okulda kendini güvende hissetmeme % 04
  • Akademik hayatınızda hedeflerinizi net olarak belirlediniz mi? Ne yapmak istediğinizi ve bu istediklerinizi yapabilmek için nasıl adımlar atmanız gerektiğini biliyor musunuz?
  • Hedeflerinize ulaşmanızda öğrendiğiniz dilin nasıl bir rolü var? Düşündünüz mu?
  • Öğrendiğiniz dile her gün ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Yoksa ‘akademik erteleme’ kıskacına mı yakalandınız?
  • Dil öğrenimine destek olmak için hazırlanmış kitaplar okuyor, websitelerini takip ediyor ve hedef dilde hazırlanmış kayıtlar dinliyor ya da izliyor musunuz?
  • Sınıf içinde yapılan etkinliklere katılıyor musunuz? Bu etkinliklerde hedef dili mi kullanıyorsunuz yoksa ilk fırsatta Türkçe konuşmaya mı başlıyorsunuz?
  • Ödevlerinize gereken özeni gösteriyor musunuz? Verilen dönütleri dikkatlice okuyup anlamadığınız yerleri öğretmenlerinize danışıyor musunuz?
  • Office hour ve self-study derslerini etkili kullanıyor musunuz?
  • Okulun blogunda paylaşılan ekstra etkinlikleri yapıyor musunuz?? Sizin için hazırlanan ders dışı etkinliklere katılıyor musunuz?

ve son soru …

  • Bir yıl sonra kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? Bunun için gerçekten doğru adımları atıyor musunuz? Yoksa kendinizi mi kandırıyorsunuz?

       Unutmayın! Başarının anahtarı sizde! Anahtar sizsiniz!

YDYO’da neler oluyor?


18 Eylül 2017 de derslerin başlamasıyla YDYO da hareketli günler yaşanıyor.

  • 27 Eylül 2017 Çarşamba günü Uluslararası İlişkiler Birimi öğrencilerimizi öğrenci değişim programları hakkında bilgilendirdi. Öğrencilerimizin bitmeyen sorularına Uluslararası İlişkiler Biriminden gelen yetkililer sabırla cevap verdiler. Eğer hala sorularınız varsaburaya tıklayarak Uluslarası İlişkiler Biriminin sitesinde gezinebilir, görüşme saatlerinde sormak istediğiniz sorularanızı sorabilirsiniz.
  • 4 Ekim 2017 Çarşamba günü Mühendislik Fakültesi ve Fen Fakültesinden gelen öğretim üyeleri fakülte öğrencileriyle buluştu. Soru cevap şeklinde geçen toplantılarda öğrencilerimiz hocalarını terlettiler.
  • 6 Ekim 2017 Cuma günü ise Eğitim Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi öğrencileri ile buluştu. Bu kapsamda İngilizce, Almanca ve Fransızca Öğretmenliği bölümü öğrencileri akıllarına takılan soruları hocalarına sorma fırsatını buldular. Ayrıca Rus Dili ve Edebiyatı bölümü için Rusça hazırlık programında okuyan öğrencilerimiz gelecekteki hocalarıyla buluştular.
  • 11 Ekim 2017 Çarşamba günü ise Havacılık ve Uzay Bilimler Fakültesi öğrencileri ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri Fakülte öğretim üyeleri ile buluştular.

Tüm buluşmalarda en az bir yabancı dil bilmenin önemi vurgulandı.

Ayrıca Öğrenci Birimi etkinlikleri kapsamında Scrabble oynandı, Listening & Speaking ile Reading & Writing Club aktiviteleri yapıldı. Tiyatro çalışmalarına başlandı.

Diğer etkinlikler için Kantin yanındaki duyuru panosu ile Etkinlik Odası’nı takipte kalın!

 

Alman Halı Saha Maçından Neler Öğrendim?


“Yaklaşık 2 yıldır sadece Segmentify‘la ilgilendiğim için sanırım, öncesinde düzenli gittiğim halı sahalardan uzak kalmıştım. Spor malum çok önemli, bende Alman dostlar halı saha organizasyonu olduğunu duyunca hemen atladım gittim. 2 saate öğrendiklerimin azı futbolla, çoğu hayatla ilgili oldu. İlk başta alt tarafı bir halı saha maçı diyebilirsiniz fakat o kadar etkinlendim ki, sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bir Alman İçin Spor

Önce tesislerden bahsetmek lazım. Maçı oyanayacağımız yere gittiğimde devasa bir spor kompleksiyle karşılaştım. Hiç abartmaya gerek yok. Kapalı hentbol, voleybol sahaları, basket bol sahaları (ayrı ayrı), duşlar giyinme yerleri, kondisyon alanları vs. Dışarıda tahminimce gerçek çime çok yakın bir standart futbol sahası, bir tane de bizim oynadığımız standart sahadan biraz daha küçük olanı. Tüm bu tesislerin ücretsiz olduğunu, inanılmaz bakımlı olduğunu, gece maçı ışıklar yanacak ekstra ücret falan gibi şeylerin olmadığını zaten belirtmeye gerek yok.

Halı saha 1

Soyunma odasından, yelekler, yaklaşık 10 top, dubalarla falan çıkınca önce biraz şaşırdım tabi. Ben klasik 10 dakika ısınırız, sonra yelekler giyilir maça başlarız diye düşünürken bambaşka bir “spor” anlayışıyla karşılaştım. Önce toplu koşuyla başladık tüm sahayı dönerek (20 dakika). Zaten ben klasik “Türk” olmamın yanında 2 yıldır sıfır kondisyonla birlikte 3. turda koşuyu bıraktım (Sergen styla).

Sonra kültür fizik hareketleri (10 dakika). Bu arada dubalar çıktı sahneye. Yaklaşık 15 kişiydik ve 3’erli gruplara ayrıldık, dubalarla alanları belirlediler ve kısa pas çalışması yaptık. Sonrasında dubalar kalktı, yelekler giyildi ve maç başlamadı, hayır 🙂 Yarı sahada ortada sıçan oynamaya başladık (20 dakika). Özellikle bu ortada sıçan oyununda 7’ye 7 gibi diyelim, taktikler başladı. Evet bildiğiniz Almanca iki takımında kaptanı, öne gel, yakın kal, topu almadan atacağın yeri belirle gibi benim anladığım ve daha fazlası. Bu oyun bittiğinde ben zaten bitmiştim. 50 dakika geçti ve biz daha maça başlamadık. Benim zaten olmayan kondisyon buraya kadar. Sanırsın 3.Lig takımı antremana çıkmışız. Yok ya, bildiğin işinde gücünde adamlar toplanmış “Spor” yapıyoruz.

ve ben anladım ki, bir Alman için “Spor” işte böyle oluyor.

Almanlar için Futbol

Artık maça başlayabiliriz dendi. Bana sordu bizim kaptan, nerede oynarsın diye, ben koşabileceğimden şüpheliyim dediğimde o zaman forvete geç dedi. Mantıklı, orada durur top gelince vururum. Olmadı. Çünkü maç başladı baktım karşı takım defansı çizgi halinde, lan ofsayt tatkiğimi var acaba derken, top ayağıma geldi, kaleciyle karşı karşıyayım, abside! diye bağırdılar. Geçmiş olsun, 7’ye 7 halı sahada futbol “Sporu” yapıyoruz ve ofsayt var (30 dakika). Neyse, benden bu kadar dedim ve saha kenarına geçtim.

Bu maçı bitirdiler, sonra kaleleri taç çizgilerine konumlandırarak, daha dar alanda ikinci maça geçildi (30 dakika).

halı saha

Taktik var, Strateji var, Şansa yer yok.

1. Almanların bizden ne bazı konularda ne kadar farklı olduklarını ve bu farklılıklarının onları sonuca nasıl götürdüğünü 2 saatlik maçta çok net bir şekilde gözlemledim. Bakın futbol örnekleriyle size açıklamay çalışayım.Maça başlamadan yaptığımız adeta taktik ağırlıklı pas çalışmalarının bir sebebi var. 7 kişilik takımda bizim kaptan bir ara konsantre bir an bozulunca, maçı durdurup bizle taktik toplantısı yaptı. 3-3 şeklinde sahaya diziliyoruz. Savunmada kesinlikle yan paslar, hücuma ise kanatlardan dikey paslarla çıkılacak, ortadaki adamların kanada geçişi ile dikey hücum yapılırken, kaleci de 3-5 adım ileri çıkarak bir nevi libero görevi görecek. Çizerek anlatmaya çalışayım.

Savunma (yatay kontrollü)
– – –
– – –

Hücum (kanatlardan dikey paslar)
–  –
–  –
–  –

Bilmem anlatabildim mi bu şekilde ama gerçekten inanılmazdı. Bu strateji sonrası 5 dakika da 2 gol geldi, bizim takım maçı aldı falan.

2. Disiplin. O pası veriyor, hemen yanına gidiyor, çevresine bakıyor, asla bencil oynamak yok. Takım oyunu çok ön planda. Yani halı saha maçındayız değil mi, biri de ileride kalsın geri dönmesin, şu yukarıdaki taktikte oynamasın. Hani “Spor” du, bir Alman için “İş”te “Spor”da bu demek.

3. Her insanın iyisi var kötüsü var. Doğal olarak milletlerde öyle. Bugüne kadar karşılaştığım “iyi” Almanların sayısı “kötü”lere göre fazlaydı, iyi kötü tabiri bana göre. Bunu bir kez daha halı sahada spor yaparken anladım. Çok gerçekçiler. Durum neyse o. Doğal olarak kararları da öyle alıyorlar, hayata öyle bakıyorlar. Hayal görmek ve ona kendilerini inanmakla değil, başarabileceğini görüp çalışmakla elde edebileceğine inanmak arasında fark var ve tüm toplum bunun bilincinde, inanılmaz. O yüzden de genel olarak süregelen bizi sevmiyorlar anlayışına katılmıyor, sevilmeme sebebimizinde bizden kaynaklandığını bir kez daha 2 saatlik maçta ve sonrasında gözlemledim.

4. Sıradan bir halı saha maçında oynarken Türk Milli Takımı ve Fatih Terim aklıma geldi. Hani o meşhur söyleyişi var ya, “Taktik maktik yok bam bam bam”. Almanların tüm hayata yaklaşımları böyle olunca, futbol takımlarıda böyle gelişiyor. Doğal olarak bu süregelen durum onları her kupada en az çeyrek final oynatıyor. Bizde ise tamamen yeteneğe bağlı, fevri, taktik(siz) ya da bir başka deyişle genel bir stratejisi çocukluktan itibaren olmayan jenerasyonlara bağlıyız. Doğal olarak o yıl yetenekli bir jenerasyonumuz varsa katılıyor ve yarı final görüyoruz yoksa katılamıyoruz bile. Aramızdaki fark sporda bu. Hayatın çok daha önemli diğer dallarında ise, eğitim, sanayi, bilim ve belki de sanat, uzun vadeli olmayan tüm başarılar aslında birer eksiklik ve gelişmenin önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor.

Sonuç

2 yıldır maç yapmayan ben, eve ağrılar içinde gittim. Yarın büyük ihtimal yataktan kalkma şansım yok. Başarının anahtarının gerçekleri görmek, kendini bilmek, daha çok çalışmak, takım oyunu oynamak ve disiplinden geçtiğini bir kez daha bu maç vesilesiyle gözlemledim. Almanya’nın tüm yıkımlara rağmen, hala dünyanın en gelişmiş ve zengin ülkelerinden biri olmasının arkasında bir sır yok. Şans da yok. Bu hayatın içinden gelen düşünceler dışında başka şeyler de yok.

Haftaya tekrar gidecek ve kondisyonumu geliştireceğim. Gerçek bir Alman disipliniyle futbol oynamaya çalışacağım. Taktiğe bağlı kalacak ve fevri davranmayacağım. Son olarak, maç boyu söyledikleri gibi -“Einfach Spielen”- basit oynayacağım.”

Oytun Eren Sengul

Uluslararası İlişkiler Birimi Bilgilendirme Toplantısı!


* Anadolu Üniversitesinin Erasmus+ ile en çok öğrenci gönderen üniversite olduğunu biliyor musunuz?

* Hazırlık okulunda öğrendiğiniz dilin sizi Erasmus+ a adım adım yaklaştırdığının farkında mısınız?

* Hazırlık başarı puanınızı Erasmus+ için de kullanabileceğinizi söylemiştik. Hatırlıyor musunuz?

* Kafanızda Erasmus+ ile ilgili sorular var ve cevaplarını nerede bulacağınızı bilmiyor musunuz?

O zaman aşağıdaki etkinlik afişine dikkatlice bakın.

YDYO Konferans Salonu 14:15 de görüşmek üzere.

 

 

Uluslararası İlişkiler Birimi